17 Temmuz 2012 Salı

İNSANIN KENDİSİYLE YÜZLEŞMESİ ÜZERİNE-2 (KARMAŞA İLE TANIŞMA)

Kevin Spacey’in, “Olağan Şüpheliler” filminde canlandırdığı "Verbal" karakteri, polis sorgusunda son altı haftasını anlatır. Filmin son beş dakikasını izlemezseniz, gerçekten  Verbal’ın  savunmasına inanabilirsiniz bile… Ama sonuç karakterin polise oynadığı bir akıl oyunundan ibarettir; yani neokorteks film boyunca profesyonelce konuşmuştur.

İnsanın birbiri ile etkileşim halinde iki zihni var: biri düşünen akılcı olan zihnimiz (neokorteks), diğeri ise hisseden yani duygusal olan zihnimiz (limbik sistem)…  Korku ve tehlike anında,  neokorteksi devre dışı da bırakabiliyoruz. Açlık, öfkelenme, haz duyulan faaliyetler, cinsel istek ve tutkuları besleyen duyguların hepsi limbik sistemimizle alakalı… Neokorteks ve limbik sistemin etkileşimi evrim açısından da önemli; çünkü  anne çocuk arasındaki bağın sebebini ve  aile birliğinin ve çocuk sahibi olma  kararının temelini oluşturuyor. Limbik sistemi olan ama neokorteksi olmayan sürüngenlerde mesela anne şefkati yok!  Oysa 30 yaşındaki oğlunun iş mülakatı için ona eşlik etmekte ısrarcı olan ve bunu başaran anne modeli ile eğer  İK’cı  henüz tanışmadıysa, bir gün mutlaka tanışacaktır. Şaşırmamak, olayı limbik sisteme bağlamak yerinde olacaktır… Çünkü duygusal beyin akılcı beyinden önce varolmuştur ve kadınların limbik sistemi erkeklere göre daha gelişkindir.

Limbik sistem öğrenir ve hatırlar. Mesela, İstiklal’de burnunuza bir kahve kokusu gelir kendinizi bir an 10 yıl önce gittiğiniz  Viyana’da Kaertner Caddesinde hissedersiniz.  Radyoda 30 yıl öncesinden bir Sezen  Aksu şarkısı  çalar, bir anda orta okul yıllarına dönersiniz…
Bazen de  limbik sisteme kendini tamamen teslim etmek tehlikelidir… İşyerinizin en karizmatik adamına, barda sarhoşken rastlarsınız  dans ediş tarzı ve insanlara asılmasına inanamazsınız… Bazen neokorteksi konuşturursunuz limbik sistemi boşvererek :


-Nasılsınız Hüseyin Bey?
-İyiyim siz?





Dün gazetede bir haber vardı üniversite sınavına giren her iki kişiden biri üniversiteli olacakmış çünkü, kontenjanlar 20% arttırılmış! Ne fayda? İsterse herkes üniversiteli olsun: insan mantığı ile, duyguları ile, yüzleşmedikten yeteneklerini ve özelliklerini keşfedip hayata atılmadıktan sonra ancak olsa olsa ortalama bir hayat yaşar ve teselliyi emekli olayım da Ege’de bir sahil kasabasına yerleşeyim gibisinden sığ bir hedefle sürdürür…